Archive for July, 2007

July 22nd, 2007

Bu da böyle bir şey

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

2006 American Idol'ında Chris Daughtry, Fuel'den hemorrhage söylemiş.

YouTube Preview Image

popstar, alaturkastar, vs vs. bizim ülkedeki versiyonlarında her şey leşo olabilir, ama adam american idol izlettirdi bana. Ne diyeyim… 

July 12th, 2007

Road to no:7 part 1

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

fakeplasticcoverRadiohead'in bu yılın sonlarına doğru yayınlamasını umduğumuz yedinci stüdyo albümlerine kadar geçecek süreyi grubun single ve ep'lerinde bulunan stüdyo kaydı şarkılarından 1 tanesini her perşembe siteye koyup, grubu bir şekilde anarak kapamaya karar verdim. Radiohead'in bütün şarkıları bilinir diye bir kanı var, fakat halen birçok kişinin albüm dışı şarkıları çok fazla bilmemesi normal. Her neyse.

Yeni albüme uzanan yola 1995 yılında Büyük Britanya'da 2 cd halinde yayınlanmış Fake Plastic Trees Single'ın ilk cd'sinin üçüncü şarkısı olan How Can You Be Sure ile başlıyoruz. Şarkının bir özelliği, geri vokallerde Ed'in yanında ayrıca grup dışından birisinin de bulunması: The Julie Dolphin grubundan Dianne Swann. Julie Delphy'den Dying Swan gibi değil mi? Radiohead'in çok ama çok az şarkısında grup dışından bir ismin Thom'a eşlik ettiğini duyabiliriz. Bu da onlardan biri. Şarkı ayrıca Nowhere adlı bir japon filminin soundtrack'inde kullanılmış. Fakat the Bends Japanese Single içinde de bulunan bu şarkı When I'm Like This adıyla yer almakta.

When I'm like this how can you be smiling and singing
how can you be sure? mp3

July 12th, 2007

Arkadaşlar! Evens’i sevmeyen var mı?

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

Orjinali sanırım ülker çikolatalı gofretti. Neyse. Evens'i halen sevmeyen veya dinlemeyen varsa aşağıdakilere bakılabilir.

If It's Water:
YouTube Preview Image 

You Won't Feel A Thing:
YouTube Preview Image 

 

July 12th, 2007

Feist :: One Year A.D.

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

feistFeist'in 1999 yılında yayınladığı ilk albümü Monarch'ın 4 numaralı şarkısı One Year A.D. bugün beni benden almış durumda. Bu kadının sesi ve stili gerçekten mükemmel. Her neyse… Asıl söylemek istediğim şey, bu şarkının ilk yarısının sonlarındaki bölümün sahip olduğu güzellik. Tam 2:09'da başlayıp 2:29'da biten 20 saniyelik bir bölüm. Benzer bir bölüm de şarkının bitimine saklanmış. 

feist – one year a.d.mp3 [theglorioushum'dan alıntı: "download or die"]

July 11th, 2007

Magic Bullets

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

album coverMagic Bullets 2004 yılında San Francisco'da kurulmuş 6 kişilik bir grup. Bir buçuk ay önce a Child but in life yet a Doctor in love adındaki ilk albümleri Words on Music etiketi altında yayınlandı. Etrafta o albüm dışında herhangi bir single ya da EP bulamadım. Sanırım yayınlanmış resmi tek kayıtları bu.

Albümün yayınlanmasına kadar 3 yıl gibi uzun bir süre harcamalarından olsa gerek, Magic Bullets oldukça dikkat çekici bir müziğe sahip. Solist Philip Benson albüm boyunca birden fazla tanıdık isme benzetilebilecek güzel bir sese sahip. Bu durum aslında grubun müziğinde de bulunabilir. Kimi zaman kendilerine has bir karakter çizen grup, albümün bazı şarkılarında insanın içinde onları birilerine benzetme, başka isimlerle anma hissi yaratıyor. Sanırım bu da onlar için tek sorun. Kendi karakterlerini belirtme sorunlarını aştıkları anda isimlerini çok geniş çevrelere duyurabilecek potansiyele sahipler. Albümün açılış parçası Yesterday's Seen Better Days ve hemen arkasından gelen Heatstroke söylediğim gibi "birine benziyor ama kim?" tarzı cümlelere sevk edebilse de ilk albümleri için yeterince iyi sayılabilecek şarkılar. Heatstroke'ta bariz bir the Strokes havası mevcut. Lay Low ve Circumstances ise arkadan gelen diğer önemli şarkılardan. Ritim ve melodi açısından Voxtrot'u sevme nedenimizi bu şarkılara da uygulayabiliriz. Voxtrot'un özellikle albüm öncesi EP şarkılarında sıkça ve mükemmel bir şekilde yaptığı şarkı sonlarındaki çoşku yükselişlerini Magic Bullets'in de kullandığını söylemeliyim. Bu adamlar da şarkılarını güzel bitiriyorlar. Hatta bazı şarkıların sonlarında, bazılarının da ortalarında öylesine pasajlar koyuyorlar ki, the Sea & Cake ve American Football albümü dinlermiş gibi hissediyor insan. Enstrumantal açıdan gayet başarılı bir grup olan Magic Bullets, Benson'ın vokallerinin de yardımıyla iyi işler başaracak gibi duruyor.

Son olarak şunu da belirtmeliyim, grup ilk albümü için Words on Music ile anlaşmakla çok iyi bir iş yapmış. Gerçekten çok iyi bir plak şirketi. Anlaşmalı bütün gruplar dikkate değer. Bazıları ise mükemmel. Onlar hakkında ileride bir şeyler yazabilirim. 

yesterday's seen better days.mp3
heatstroke.mp3
circumstances.mp3

mbullets.com
words-on-music.com

July 10th, 2007

Caribou :: Melody Day

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

Zamanında Manitoba ile tanıdığımız Dan Snaith'in Caribou'su önümüzdeki ağustos ayında Merge etiketi altında dördüncü albümü Andorra'yı bizlere sunacak. Albümden ilk single Melody Day, radyolarda dönmeye başladı bile. Ben de ilk kez BBC 6 Music'te dinledim ve ilk başta 60'lardan bir şarkı çalınıyor sanmamla birlikte altyazıda Caribou adını görünce şaşırdığımı söylemeliyim. Caribou'nun son albümü The Milk of Human Kindness de çok iyiydi fakat bu Melody Day bir başka. İnsanı hipnotize eden bir özelliği var sanki. Sakin sayılmayacak ritmi insanı hiç rahatsız etmiyor. Albüm soulseek ortamlarına düşmüş bulunmakta fakat bu tip albümler benim elimde tutmayı sevdiğim albümler oluyor genelde. İnsanın albüm koleksiyonunda bulunası müzikler. Önce bir indirelim, beğenirsek ebay, merge, vs. araştırırız.

melody day.mp3 

caribou.fm

merge records.com 

July 9th, 2007

Interpol :: Our Love To Admire

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

our love to admireSanırım 5 veya 6 sene önceydi. Interpol'u NYC (New York Cares) ile tanıştım. Henüz Turn on the Bright Lights diye bir şey ortalarda yokken, sadece şarkının girişi bile Interpol adlı grubun ortalığı dağıtacak bir şeyler yapacağını hissetirebiliyordu. Daha sonra ilk albüm çıktı. PDA ve Obstacle 1 gibi şarkılar grubu mainstream'e taşımaya yetti de arttı bile. Post-Punk'ın bayraktarlığının kendilerine verilmesinin yanında, grup benzer gruplara takip edilmesi gereken lokomotif olarak gösterilmekteydi. Paul Banks'in Joy Division'ın Ian Curtis'ine benzetilen vokallerinin yanında, atmosferik ve kimi zaman bulanık ve karanlık gitarlar, o yılların vasatlık modası içerisinde Interpol'ü birkaç adım öteye taşıdı. Fakat albüm bütünüyle bakıldığında, oldukça farklı, anlaşılması ve sindirilmesi zor şarkılar barındırdığı söylenebilir. Stella Was A Diver, The New ve Leif Erickson gibi şarkılar ilk başta zorlasa da, daha sonra insanı büyüleyen şarkılardır. Discman'lerde veya walkmanlerde günlerce, hatta haftalarca dönen kasetler vardır. Hiç çıkmaz. Bazı şarkılar arka arkaya onlarca defa dinlenilir o anlarda. Interpol de 2002 yılında böyle bir albüm yaratmıştı benim için.

Böyle bir hissiyat oluştuktan 2 yıl sonra grubun ikinci albümü olan Antics'in çıkacağını duyduğumda oldukça heyecanlanmış, hatta amazon.com'dan ön sipariş vermeyi düşünmüş olmamla birlikte internete sızmış bir iki şarkıyı duyduğum anda bir eksiklik hissetmiştim. İlk albümdeki Interpol'e pek benzemiyordu. Dahası, benim pek hoşuma gitmemişti. Vokallerin daha eski bulanıklığının kalmadığı ve daha temiz olduğu Antics albümündeki hemen hemen hiçbir şarkı beni tatmin edemedi. Grup her geçen gün MTV'nin gözdesi ve kuklası haline gelirken, ilk albümün yanından geçemeyecek olan bana göre vasat şarkıların çok fazla popüler olması gruptan soğumama neden oldu. Interpol'ün dörtlüsü müziklerinden çok giyim-kuşam ve saçlarıyla ilgilendikleri yönünde eleştirlere maruz kalıyordu.

interpolAradan 3 sene geçti. Birkaç ay önce üçüncü albüm çalışmalarının büyük bir kısmının tamamlandığını öğrendiğimde duruma ilgisiz kalamadım. Turn on the Bright Lights hayranlığı bu albüme de büyük beklentilerle yaklaşmama neden oluyordu. İlk önce birkaç sahte kayıt düştü internete. Mayıs ayı itibariyle de Our Love To Admire albümünden ilk single Heinrich Maneuver yayınlandı. Şarkı gayet güzel duruyordu ama tek başına bana çok fazla şey ifade edemedi. Yanında dinleyecek başka Interpol şarkısı bulamadığım için biraz yalın kaldı sanırım.

Bugün itibariyle albümün tamamını edinmiş durumdayım. İlk olarak söyleyebileceğim şey, albümün Antics'ten daha iyi olduğudur. Antics'te vokaller biraz iç gıcıklıyordu. Our Love to Admire'de prodüksiyon açısından daha doğru ayarların kullanıldığı ortada. Açılış parçası Pioneer to the Falls oldukça sağlam. "Oh no, you try. You fly straight into my heart. Girl, I know you try…"  bölümü ve sonrasında gelen pasaj tipik ve sevdiğim Interpol özelliğine sonuna kadar sahip. Hemen ardınan gelen No I in Threesome yumuşak bir melodiyle gayet sert bir şeyi anlatan, daha doğrusu arzulayan bir şarkı olmuş. Scale ise bir an için güçlü bir melodiye sahip gözüküp, insanı yanıltabiliyor. Çok fazla bir şey anlattığını söyleyemeyeceğim.

Albümün dördüncü şarkısı ise olayları biraz değiştirmeye başlıyor. Heinrich Maneuver ile başlayan bir dörtlü var ki öyle böyle değil. Heinrich Maneuver'in güzelliğini bu dörtlüyle anlamak çok daha kolay. Paul Banks'in duygusal hoşnutsuzluğunun oldukça açık bir şekilde vurgulandığı bir ayrılık şarkısı olan Heinrich Maneuver, sonraki üç şarkıyla hem melodi hem de ritim açısından mükemmel bir uyum oluşturuyor. Mammoth, Banks'in yumuşak girişinin ardından, Heinrich Maneuver'deki  yalnızlıktan  kurtulma arzusunu şiddetle dile getiriyor. Bu dörtlünün son iki şarkısı olan Pace is the Trick ve All Fired Up da oldukça iyi parçalar. Interpol'ün Antics albümü ile birlikte daha belirgin ve daha net duyulan perküsyon kullanımı, bu albümde ve özellik son saydığım dört şarkıda daha iyi bir seviyeye gelmiş.

New York'lu dörtlünün bu albümle hem prodüksiyon hem de şarkı yazımı konusunda eski albümlerinden daha farklı bir yol izledikleri aşikar. Bence oldukça iyi de etmişler. Bir röportaj sırasında, grup üyelerinden Daniel Kessler önceki iki albümde şarkıları davul, bas, iki gitar ve vokal ile klasik bir biçimde oluşturduklarını, daha sonra üzerilerine klavyeyi son dokunuş olarak eklediklerini, fakat bu son albümde şarkıların demolarını sequencer ve klavye üzerine oluşturup, daha sonra diğer enstrumanları girdiklerinden bahsetmiş. Albümün daha bir orkestral ve atmosferik olmasının nedeni, klavyenin şarkılara en derin noktadan girmesiyle alakalı olmasından kaynaklanıyor. Bunun için de en iyi referans noktası sanırım, albümün kapanış şarkısı olan harika Lighthouse olacaktır.

Sonuç olarak, benim albüme bakışım gayet olumlu. Turn on the Bright Lights arayanlar aradıklarını bulamayabilirler fakat kendini iyi yönde geliştirme gayreti içinde bir Interpol bulacaklarından eminim. Antics hayranları ise bu albümü her halükarda sevecektir: Daha iyi bir albüm neden sevilmesin ki? Sanırım tek bir konu dışında herşey oldukça iyi gözüküyor; Interpol MTV ile sıkı bağını korumakta kararlı. Birçok promo vs. MTV üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu benim tadımı kaçıran tek konu. 

bbc session @ 08.07.2007 

mammoth.mp3
who do you think.mp3

interpol nyc.com
capital records.com
July 8th, 2007

Harlem Shakes

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

harlem shakesAdını Harlem Shake adlı dans hareketinden alan New York'lu grup, geçtiğimiz günlerde ilk EP'sini yayınlamış ve bu EP'deki şarkı sözlerine baktığımızda da oldukça ukala gözüküyorlar. Şimdilik güçlü beklentiler oluşturacak çok fazla şey sunmasalar da oldukça genç olan grup elemanları -sanırım 20'nin altı- gelişme göstermeye açık duruyorlar ve geçenlerde New York'taki The Go! Team konserinde ön grup olarak çıkmışlar. Bazı şarkıları insana grubun tipik New York garage rock gruplarından biri olduğunu kolaylıkla hissettirebiliyor. En azından vokalleri fena değil.

carpetbaggers.mp3
sickos.mp3

harlem shakes.com
July 8th, 2007

Nunatak :: How Many People

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

Live Earth'te 7 kıtada birbirinden farklı birçok kişiyi izledik ama en çok ilgimi çeken 7nci kıta olan Antarktika'dan gelen görüntülerdeydi. Nunatak adındaki grubun üyeleri British Antarctic Survey'in Rothera Araştırma İstasyon'unun bilim ekibinde görevli kişiler. Kimi deniz biyoloğu, kimi elektronik mühendisi. Bugüne kadar kendi aralarında takılmışlar fakat bu şarkının ileride daha düzgün bir kaydını yaparlarsa ve yanına da birkaç şarkı eklerlerse hiç şaşırmam. Indie-folk kıvamındaki şarkı oldukça güzel.

YouTube Preview Image 

nunatak 

July 6th, 2007

Müzik Videoları Silsilesi | Perde I

Kategorisi Müzik Yazar: Gökhan

bipbip 

Romain Segaud Fransa'nın pek yetenekli genç yönetmeni, cut-out tekniğinin harika işçisi. Joe Dassin'in "BipBip" parçasına pek sevimli bir video yapmış. Bu video'nun ödülleri; 2004 Official selection Annency ve ANIMA 2005 Best animation Price. Daha ne olsun!

İyi seyirler.

YouTube Preview Image 

July 5th, 2007

Beklemedeyim…

Kategorisi Güncel, Yaşam Yazar: Barış

Selam site. Bu yazıyı sana okuldan yazıyorum. Bugün üniversitemdeki son sınavıma (öyle olmasını diliyorum) giricem. International Organisations dersinden tek ders sınavına kalmıştım. Okulun bitmesi için bu sınavı vermem gerekiyor. Sınav saat 11 de olacaktı fakat hoca soruları hazırlamayı unutmuş olduğundan saat 3'e ertelendi. Ben de şimdi böyle boş boş ve gergin bir şekilde sınav saatini beklemekteyim. Arada ders çalışıyorum fakat o da çok baydı, özellikle böyle bir sıcakta ders çalışmak beni çok zorluyor. Bu arada, başka arkadaşlar da efsanevi International Relations dersinin tek ders sınavındalar. Onların işi biraz daha zor aslında. Neyse ki Şükrü hoca bir iki iyilik yapıyor :] Neyse. Şimdi, regionalism üzerine soru gelirse çok rahat sallarım, yazarım bayağı bir şey. Onun dışında United Nations ile ilgili bir karşılaştırmalı soru gelirse onda da çok zorlanmam diye düşünüyorum. ASEAN ve League of Arab States üzerine gelebilecek sorular ise biraz zorlar sanırım. O yüzden onların gelmemesini diliyorum. Tek ders'e kalmama sebep olan Organisation of American States ile alakalı bir soru çok detay istemediği sürece benim yüzümü güldürecek bir başka konu. NATO kesinlikle istemiyorum çünkü çok karışık anasını satıyım. OSCE üzerine de yazabilirim sanırım. Ve gelelim Avrupa Birliği'ne. Tarihsel süreci üzerine çıkmış sorular çok gördüm 2-3 yıldır fakat yine de istemiyorum çünkü can sıkıcı. Kurumsal açıdan bazı salt bilgi isterse hoca, European Court of Justice en iyi bildiğim fakat diğerlerini oldukça detaylı. Neyse. Ben şimdi ubuweb'de biraz daha takılayım, 8mbit internet hızıyla downloadun kitabını yazıyım.

July 2nd, 2007

Black Cab

Kategorisi Müzik Yazar: Barış

jensBütün şarkılar hep olması gerektiği gibi mi anlaşılmalıdır? Yoksa aynı anda çok başka şekilde anlamlar yüklemek bir saygısızlık olarak görülebilir mi? Bunu daha önce birçok kez düşünmüştüm. İngilizceden çok fazla anlamadığım yıllarım aklıma gelirdi. Sözleri anlamazdım ama vokal ve melodi öylesine güçlü şeyler ki, şarkıyı anlamak için sözleri anlamanıza gerek kalmayabiliyor. Fakat en son karşılaştığım durum biraz daha farklı. Jens Lekman çok sevdiğim birisidir. Son yıllarda İsveç'ten, Norveç'ten ve diğer İskandinav ülkelerinden çıkan çok fazla iyi grup var ve bazı zamanlarda çok fazla ilgi gösteriliyor. İsveç'ten babam çıksa dinlerim tarzı gereksiz cümleleri bir kenara koyarsak bu ilgi hiç de yersiz değil. Ancak bana İskandinavlar arasından tek bir tane seç deseler, düşünmeden Jens derim. Jens Lekman hepsinden farklıdır. Sadece İskandinav müzisyenler için demiyorum bunu. Söz yazımı böylesine güçlü çok fazla isim sayabileceğimi sanmıyorum. Bu cümlelerin son derece öznellik taşıdığının farkıdayım. Birisini oldukça minimal şeyler tatmin edebilirken başkası damarların kesilmesinden sonra akan kanın karanlığa karışıp aşkının gölgesiyle buluşması gibi enteresan sözleri sevebiliyor. Ben öyle değilim. Jens'in naifliği benim için biçilmiş kaftan. Her neyse. Böylesine sevdiğim Jens Lekman'ın Oh You're So Silent Jens albümünü, ilginçtir, bugüne kadar dinlememiştim. Albümdeki Black Cab şarkısını da haliyle ilk defa bugün dinledim. Konumuza da gelecek olursam, bu şarkının sözleri bana göründüğünden çok başka bir anlam ifade etti. Left Banke'nin I've got Something on My Mind şarkısının altyapısıyla birlikte ayrıca arada Belle & Sebastian'ın Mary Jo'sunun girişini de sample olarak kullanan şarkıya şöyle genel bir bakıldığında, dinlenildiğinde, arkadaşlar iyidir ama bazıları bazen can sıkıcıdır, kalabalık içerisinde yalnız hissettirir, bulunduğunuz yerden uzaklaşmak istersiniz tarzı bir şeyler anlatıyor. Yani yalnızlık hissi üzerine bir şarkı. Benim bunun yanında ikinci bir yorumum daha oldu. Uygunluğunu umursamıyorum, sadece burada paylaşmak istiyorum.
Önce şarkının kendisini şuraya bir koyalım: Black Cab 

Oh no, god damn, I missed the last tram I killed a party again
god damn, god damn.
I wanna sleep in my bed, I wanna clean up my head
don't wanna look this dead don't wanna feel this dread

I killed a party again I ruined it for my friends
well you're so silent, Jens.
Well maybe I am, maybe I am
Now at the central station. No time for being patient.
I feel like going home, but at the same time I don't.
black cab, black cab…

and I've heard all the stories about the black cabs
and the way they drive,
but if you take a ride with them you may not come back alive
they might be psycho killers, but tonight I really don't care
so I say turn up the music take me home or take me anywhere
black cab, black cab…

you don't know anything, so don't ask me questions
you don't know anything so please don't ask me any questions
you don't know anything so don't ask me questions
just turn the music up and keep your mouth shut
black cab, black cab…

Peki ben nasıl yorumluyorum? Bu şarkıyı cenazemde çalınabilecek bir şarkı olarak görüyorum. Black Cab'i İngilizlerin siyah taksisinden farklı bir şekilde görmemle alakalı bir şey tabii bu; bir cenaze arabası. I killed a party again… diye başlayan kısım cenazem olabilir. sonraki kısımda, if you take a ride with them, you may not come back alive, öncesi ve sonrasıyla da cenaze arabasının içinde olabilecekler üzerine olsun… Zorlama bir yorum değil mi? Belki bugünün 2 temmuz olmasından dolayı bilinçaltıma işlemiş şeylerin etkisiyle ölüm ile ilişkilendirdim. Yine de mükemmel bir şarkı. Geç keşfettiğim için pişmanım.

Kısacası doğru olması gerekmiyor, nasıl hissettiğiniz sizi bir yerlere götürüyor. İyi ya da kötü olabilir. Yeter ki bir şeyler hissedilsin. 

left banke – i've got something on my mind.mp3

jens lekman.com
secretly canadian.com