agnostik masallar silsilesi volume II
yürümeye başlayalı mevsimler oldu. ben yazı yakalamaya çalışırken kış beni yakaladı. bu memleketin sorunları granitlerle kaplandı. deforme olmus devlet deliğine titreşimli dubai towers uygun goruldu. gokten üç hurel dustu; biri bana, biri sana. yıllar yıllar onceydi evladım. "dünya daha öylesine çiçegi burnundaydı ki birçok seyin adı yoktu ve onlardan bahsederken parmakla göstermek gerekiyordu." uc sayısı sadece uc demekti ve kimse ucuncu hureli sormazdı. zaten o zaman daha iki kişiydiler. herneyse, bu baska bir oykudur ve baska zaman anlatılmadır. işte o zamanlar icinde, kambur dedenin uyaksız masalında bizler birer kahraman idik. uçamaz , kaçamaz, tuttugunu yapamaz idik. hikayeler icinde anlatılanın peşinden koşar, cogu zaman tek bir cumlede unutulup, masal sonunda etraftaki kalabalıktan biri olurduk. işimiz bitince de ajans dinlemeye figuranlar kahvesine otururduk. bilmezsin kuzum, neler çektik. ama simdiki zaman boyle değil. ornegin bizim zamanımızda fiilerin daha az cekim halleri vardı. miş'li geçmiş zaman yoktu, ki masallar simdiki zamandı. gelecek cok uzaktaydı. bizse uzaga cok uzak. anlıyorum, sıkıldın. masal beklersin değil mi sevgilim? benden duymak istersin. yaklaş fısıldayayım kulagına. masallar yalan olur, yalanlar hayat. anladın.


