phaft dunk
Seda'nın "Bu adamlar her ülkede konser vermiyolar, kesin gel" kelamlarıyla baÅŸladı henüz emekleme aÅŸamasında bulunan elektronik kariyerim. "Eninde sonunda elektroniÄŸe döneceksin" derlerdi de inanmaz; huÅŸu içersinde Radiohead'imi, Marilyn Manson'ımı, Massive Attack'ımı dinler, dinler de hayat mücadelem için ihtiyacım olan agresifliÄŸi ve zevki bal yapacak arı gibi yumulur alırdım eÅŸsiz derin müziklerinden. Lakin hayat statik deÄŸil, aksine oldukça dinamik olduÄŸundan mütevellit, döndüm Daft Punk'ıma ve kaybettim kendimi bu "Fransız aksanıyla konuÅŸmasalar tapıvericem" dediÄŸim ikiliye KuruçeÅŸme Arena'da. DeÄŸil arena, meydan muharebesi gelse "Ben size savaÅŸmayı deÄŸil, ölmeyi emrediyorum" diyen eÅŸsiz zekanın ruhunu arkama almışçasına kaybettim kendimi konserlerinde, yaÅŸadığımı hissettim. Åžimdi harder, better, faster, stronger olan hayat anlayışımı hiç bozmadan "harder better faster stronger" olarak devam ettiriyorum ve bundan haz alıyorum lan. Siz de açın sonuna kadar da damarlarınızın sıcaklıktan yandığını hissederin derim ve ben susarım,biz susarız, (kol)onlar konuÅŸur…
Comments are closed!




