Şubat ayı ve yavru ayıları
Şubat ayı ile birlikte başlayan, büyük ihtimalle mart ve nisan aylarında da devam edecek güzel konserler serisi beni zorunlu olarak bir "konser bütçesi" yapmaya itti. Gerçekten de bu konserleri kaçırmadan geçirmek istiyorum şu ayları. Genelde benim için ayrı yeri olabilecek birçok grubun, vesairenin konserine gitmemişimdir. Bütçeden kaynaklanmamıştı tabii bunların çoğu. Konsere bir, bilemedin iki gün kala üzerime çöken isteksizlik, nice isimleri kaçırmamla sonuçlanmıştır. Şimdi bunları burada saymama gerek yok. Bununla birlikte, yapacağım konser bütçesi, beni hiç yoktan erken bilet alıp, bir kenara koyma yoluna sürükleyeceğinden, önceki bad'lik amirliğine girmemi engelleyecek en garanti yol gibi duruyor. Bilen biliyordur, ama ne konserleri var diyen için tekrarlayayım; Brighton'lı süper insan Bonobo, 1 ve 2 şubat tarihlerinde Babylon'da (çok büyük bir ihtimalle full live band olarak) karşımızda olacak. Arkasından, 8 Şubat tarihinde Londra'lı Tunng yine Babylon sahnesine çıkan gruplardan birisi olacak. Henüz Babylon'un sitesinde gözükmese de, 14 Şubat gecesi, insanlar sevgililer gününü kutlarken, İsveç'ten babam çıksa yerim insanlarının arasında sevgili Jens Lekman'ı izleyebileceğiz. Bir sonraki aya geçtiğimizde de, Caribou ağır topu bizleri bekliyor gibi duruyor.
Evet, konserler gerçekten de şahane duruyor. En azından, içinde bulunulan gecelerin keyifli geçeceğini umuyorum. Bu saydığım konserler üzerine en çok geyiğin döndüğü sanal ortam sanırım Last.fm'dir. Last.fm'deki konser geyikleri insanı birçok zaman sinirden güldürebiliyor. Her halta "efsane!", "hayatım boyunca beklediğim an! (ulan yaşın kaç demezler mi sana)", "inanmıyorum!! biri şaka olduğunu söylesin" gibi yorumlar yapan bu yavru ayılar ne zaman adam olur bilinmez ama hani eşşeklik edip insanın gözü o konser sayfalarının shoutbox'larına kaydığında her seferinde bu amelasyon insan güruhu nereye kanalize edilebilir acaba diye soruyor insan kendisine. Hani yıllar önce bir trip vardı (halen de vardır ama en efsane ve yoğun olduğu yıllar geride kaldı sanırım); plajlarda, özellikle yazlık site plajlarında dönen "Tolga (ya da Berkecan), baba naber ya? Akşam halikarnasa mı akıyoruz?" geyiklerin evrim geçirmiş halini artık sanırım bu insanlar temsil ediyor. Yahu sadece Tunng geliyor, Nouvelle Vague geliyor, o veya bu geliyor! Neresi efsane? Ha, dersen ki "Nouvelle Vague'deki kızlara hasta oluyorum, dudakları efsane, poposu efsane", o zaman anlarım seni. Ama bir noktadan sonra da bayıyorsunuz. Şu topraklara Radiohead dışında gelecek hiç bir şey efsane olmayacaktır illa bir şeyleri efsane yapacaksak.
bonobo – between the lines.mp3



Gökhan demiş ki:
bu subatta istanbul’da olmak vardi diye giriyorum komente, sevgili baris. umarim benim icin de bar bar, sahne sahne dolasir, o efsane avcilarini goz altindan suzer biyik altindan gulersin.
sevgilerle.
January 4th, 2008 at 1:13 pm
8/1 demiş ki:
Geçenlerde Brooklyn Vegan Jens için “Owen Pallett’in yakın arkadaşı konsere geliyor” falan demişlerdi. Anlayalım yani
+
brainwashed perfekto
January 17th, 2008 at 4:23 pm
Elmira demiş ki:
Pinback konçerto venuelerini açıklamış, içinde Stockholm yok, adamlar Japonya’ya gidiyor, tüh.
January 19th, 2008 at 2:28 am