February 21st, 2008

Yeni Vakıflar Yasası ve Sözde Sol Tandans

Kategorisi Güncel, Politika, Yaşam Yazar: Barış

Uzun süredir TBMM'nin gündeminde olan, tasarı halindeki yeni vakıflar yasası 'Türban' tartışamlarının ardından yeniden gündeme oturmuÅŸ gözüküyor. Zamanında, 2006 yılında cumhurbaÅŸkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından meclise geri gönderilen tasarı, 2007 seçimlerinin ardından pek fazla beklemeden tekrar meclis gündemine geldiydi. O günkü halinden pek farklı olmayan tasarı, Sezer tarafından onay alamazken gerekçe kendisi tarafından ÅŸu ÅŸekilde açıklanmıştı: "1982 Anayasası'nın BaÅŸlangıç bölümünde 'hiçbir etkinliÄŸin… Türk ulusal çıkarlarının… TürklüÄŸün tarihi ve manevi deÄŸerlerinin… karşısında koruma göremeyeceÄŸi' belirtilmektedir. Yeni yasa bu vakıfların Lozan'da olmayan 'ekonomik ve siyasi güç' elde etmesine yol açacaktır."

Avrupa BirliÄŸi uyum sürecinde çözülmesi gereken önemli sorunlardan biri hiç kuÅŸkusuz gayrimüslim vakıflarının uÄŸraÅŸtığı belli sorunları ortadan kaldıracak yeni düzenlemeler getirilmesi konusundadır. Yıllardan beri gayrimüslim vakıflarının ellerindeki malların adeta gasp edilerek alındığı, kendilerine mal edinebilme konusunda bir imkanın tanınmadığı ülkemizde, bu yeni tasarı insanların haklı olarak biraz umutlanmalarına neden olduydu. Fakat içeriÄŸine baktığımızda gayrimüslim vakıflarının en büyük sorunlarına merhem sürmekten biraz uzak olduÄŸu görülüyor. Tasarıya göre, yeni vakıflar Türk Medeni Hukuk kurallarına göre kurulabilir denildiÄŸinden gayrimüslimlerin yeni vakıf kurmasının önüne engel konulmuÅŸ oluyor. Çünkü Türk Medeni Hukuku "belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz" demektedir. Böylesine bir çeliÅŸkinin yeni tasarıda yer almaması ya da yeniden düzenlenmesi gerekir. Bunun yanında, Tasarı 1960'ların sonlarından beri uygulanmakta olan bir haksızlığı ve hukuksuzluÄŸu bir yerden kapatırken baÅŸka bir yerden yeniden karşımıza sunuyor. 60'ların sonlarından beri devam eden durum nedir peki? Bu durumu 19 Åžubat 2008 tarihli, Can Dündar'ın hazırlayıp sunduÄŸu 'Neden?' programının konuklarından Prof.Dr.Baskın Oran ÅŸöyle izah ediyor: "…1960’ların sonuna kadar gayrimüslimler vakıf bakımından hiçbir sorun yaÅŸamadılar. Fakat 1964 yılında, hatırlayacaksınız, bir Türk albayın eÅŸi ve çocukları hunharca katledildiler bir banyo küveti içinde ve ondan sonra Türkiye Cumhuriyeti Yunanistan’ı sıkıştırmak için Türkiye’deki gayrimüslimlerin vakıflarına el attı. Rumların vakıflarına, fakat bu arada bütün gayrimüslimlerin vakıflarına. Vakıflar genel müdürlüÄŸü, sadece gayrimüslim vakıflara  bir genelge yolladı 'vakıfnamenizi getirin diye'. Vakıfname bir vakfın ne yapıp ne yapamayacağını belirleyen belgedir. Bunlar dediler ki; 'efendim bizim vakıfnamemiz yoktur, çünkü biz Osmanlı döneminde, her birimiz bir padiÅŸah fermanıyla kurulduk'. Vakıflar genel müdürlüÄŸü dedi ki ben bilmem, eÄŸer vakıfnamemiz yok diyorsanız o zaman 1936 yılında verdiÄŸiniz beyannameyi ben sizin vakıfnameniz sayarım, orada mal edinmeye iliÅŸkin bir hüküm varsa mal edinebilirsiniz. EÄŸer mal edinebilir diye bir hüküm yoksa 36 yılından itibaren edindiÄŸiniz parayla, bağışla vs. ile edindiÄŸiniz bütün taşınmaz mallara el koyarım dedi ve 60’ların sonundan itibaren de 2003 yılına kadar bu iÅŸi yaptı. Åžimdi 36 beyannamesi nedir? 36 beyannamesi matbu bir evrak. Åžu ada ÅŸu parselde ÅŸu menkulüm var, ÅŸu ada ÅŸu parselde ÅŸu gayrimenkulüm var diyen bir evrak. Onun üzerinde mal edinebilir, edinemez diye bir ÅŸey olamaz. Peki bu 36 beyannamesini niye yayınladı? Sayın bakanın da dediÄŸi gibi 35 yılında Atatürk bir vakıflar kanunu çıkardı ve hemen bir ay sonra bütün vakıflara yani İslam ve gayrimüslim bütün vakıflara bir genelge yolladı, elinizdeki malların listesini yollayın diye. İşte 36 beyannamesi budur, amaç o sıradaki devrim kanunlarına ek olarak bazı İslamcı vakıfların gayri menkullerine el koymaktı. Fakat Atatürk hızla ölüm sürecine girdi ve bunlar tozlu raflara kalktı… bu 36 beyannameleri, 60’ların sonuna kadar. 60’ların sonunda Vakıflar Genel MüdürlüÄŸü bunu Kıbrıs konusunda bir koz olarak indirdi ve gayrimüslim Türkiye Cumhuriyeti vatandaÅŸlarının kurduÄŸu vakıflara el koymaya baÅŸladı…" Åžimdi bugünün yasa tasarısına baktığımızda ise, bu vakıfların daha önce mal edinemelerine, edindiklerinin de ellerinden alınmasına neden olan 'vakıfname' veya 'vakıf senetleri' meselesi, bu sefer de kendilerinin uluslararası faaliyetlerine ve iÅŸbirliÄŸi yapmalarına engel olacak gibi duruyor. Çünkü yeni tasarıya göre uluslararası faaliyet ve iÅŸbirliÄŸi için vakıf senedi gerekmekte. Bunun dışında yeni tasarı, yıllardır gayrimüslim vakıfların ellerinden gasp edercesine alınmış malların iadesine iliÅŸkin çok az ve kısıtlı bir düzenleme getiriyor. 60'lardan bu yana ellerinden alınmış olan bu malların iadesine iliÅŸkin bir ÅŸey bulmak pek mümkün deÄŸil.  Bu vakıflardan alınmış birçok malın da üçüncü kiÅŸilere satıldığı biliniyor. İyi niyetli üçüncü kiÅŸilere satılmış olan malların geri iadesi hukuki olarak mümkün deÄŸil. Tasarının bu durumlarda bir çeÅŸit tazminat ödeme yolunu açması en doÄŸrusu olurdu. Yine de AİHM'ye gitmek mümkün ve birçok vakfın baÅŸvuruda bulunacağını öngörmek pek zor deÄŸil. Yeni tasarının daha birçok eksiÄŸi olsa da bunların hepsini burada belirtmek bu yazının amacı deÄŸil.

Bütün eksikliklerine raÄŸmen ve gayrimüslim vakıfların yıllardır uÄŸradığı, pek insancıl olmayan haksızlıkları ortadan kaldırmakta çok baÅŸarılı olacak gibi durmasa da, yeni vakıflar yasası için hiç yoktan iyidir diyebiliyoruz maalesef. Fakat, meclis ve haliyle toplum içerisindeki tandansların buna bile izin vermeye niyetli olmadıkları ortada. 2 yıl önce Ahmet Necdet Sezer'in yasayı geri gönderirken ki atıf yaptığı Lozan Barış AntlaÅŸması, bugün de mecliste CHP ve MHP tarafından yeni vakıflar yasasına yaptıları eleÅŸtirilerin temelini oluÅŸturuyor. Efendim neymiÅŸ; bu yeni yasa Lozan'da oluÅŸturulmuÅŸ olan, Yunanistan ile Türkiye arasındaki, müslüman ve gayrimüslim azınlıklar konusundaki mütekabiliyet esasına aykırıymış. Diyorlar ki, bugün Batı Trakya'da müslüman Türk azınlığın içinde bulunduÄŸu problemler varken, Yunanistan hükümetleri bu azınlığa karşı öylesine umursamaz tavırlar içerisindeyken, biz bu yeni vakıflar yasasında planlanan iyileÅŸtirmeleri kendi ülkemizdeki gayrimüslim azınlığa vermemeliyiz. Çünkü bu diplomasiye, bu ülkenin temelleriyle önemli baÄŸları olan Lozan Barış AntlaÅŸması'na uyan bir hareket olmazmış. Åžimdi bir kere ÅŸunu iyi anlamak gerekiyor. Lozan'da herhangi bir mütekabiliyet ilkesi olmadığı bir gerçek. Bunu uluslararası iliÅŸkiler okumuÅŸ ya da hukuk okumuÅŸ birinin bilmesi zaten gayet doÄŸal ama durumu yine 'Neden?' programından, Baskın Oran'ın cümlelerinden alıntılayarak anlatacak olursak: "…Mütekabiliyet olmadığı su götürmez. (…) Lozan’da mütekabiliyet falan yok, çünkü Lozan Türkiye ile Yunanistan arasında bir antlaÅŸma deÄŸil. Lozan çok taraflı bir antlaÅŸma. Lozan bir barış antlaÅŸması. Mütekabiliyet falan filan yok, fakat en kötü yorumu koyalım. Lozan’da 45.nci madde paralel yükümlülükler deÄŸil de mütekabiliyet getiriyor diyelim. Bu devletler hukukuna aykırı olur. Çünkü birincisi, eÄŸer mütekabiliyet var derseniz, mütekabiliyet doÄŸrudan doÄŸruya misilleme demektir ve soydaÅŸ için vatandaşı harcarsınız. Bir ulus-devletin görevi soydaÅŸa deÄŸil vatandaÅŸadır birinci sefer. İkincisi, 1969 tarihli Viyana antlaÅŸmalar sözleÅŸmesinin 60'ıncı maddesinin 5'inci fıkrasına göre insan hakları konusunda mütekabiliyet olmaz. Bu da insan ve azınlık hakları, anlatabiliyor muyum? Yani Lozan’da mütekabiliyet yok, nokta. Åžimdi niçin 45'inci madde konmuÅŸ diyecek olurlarsa ben hemen onu da söyleyeyim. Lozan bir deÄŸil, iki tane savaşı bitirdi. Bu savaÅŸlardan birini Türkiye kaybetti, birini kazandı. Kazandığı savaÅŸ KurtuluÅŸ Savaşı’dır, kaybettiÄŸi savaÅŸ birinci dünya savaşı’dır. İkisini birden bitirir. Onun için Lozan’da Atatürk ve ekibi bütün istediklerini alamadı. Mesela misak-ı milli’nin 3 tane yerini dışarıda bıraktı. Batum, İskenderun, Musul-Kerkük. Dolayısıyla adaları dışarıda bıraktı. Ticaret, adalet ve saÄŸlık alanlarında 5 yıl Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına kapitülasyon getirdi. Bir sürü eksiÄŸi vardır Lozan’ın. İşte bütün bunları meclisten geçirebilmek için 45'inci maddeyi koydu. Tamamen iç tribünlere oynamaktır."

Bütün bunlara raÄŸmen mecliste CHP ve MHP, toplumda da köktenmilliyetçi ve sözde sol tandanslar durumun mütekabiliyet esasıyla ilgili olduÄŸunu ve bu yüzden bizim de gayrimüslim azınlıklarımıza "ayrıcalıklar" tanırken daha dikkatli olmamız gerektiÄŸini düÅŸünüyorlar. Gerçi toplum içerisindeki köktenmilliyetçilerin düÅŸünceleri maalesef sadece bu kadar "iyi niyetli" kalmıyor. 'Ver gazı, coÅŸtur lazı' misali, birbirimizin düÅŸüncelerini körükleyerek gelinen noktada insanlar artık bu yeni yasa ile gayrimüslimlerin ileride 'Beyaz Türklerin' kapılarına gelerek "bunlar zamanında bizimdi" diyerekten evlerini, topraklarını vb. alacağını sanıyor. Biz ki yıllar önce gayrimüslim azınlığın mal varlıkları ve sermaye birikimlerinin üzerinden bir çeÅŸit Yerli Burjuva oluÅŸturmaya kalktık. Bununla yetinmedik, aynı gayrimüslim azınlığın bu toprakları terk etmesi için elimizden geldiÄŸince uÄŸraÅŸtık, uÄŸraşıyı, hukuksuzluÄŸumuzu Yargıtay kararlarıyla perçinledik. Kendi cemaatinin bir ÅŸekilde birleÅŸtirdiÄŸi paralarla aldığı yetimhanelere devletçe el koyduk. Okullarını, sosyal kurumlarını idaresiz bırakıp iÅŸlemez hale getirerek yine devlet eline geçirdik. Bugün, zamanında Hrant'ın doÄŸduÄŸu Tuzla'daki yetimhaneye devlet tarafından el konulmakla kalınmamış, üçüncü kiÅŸiye satılmıştır. Bizim karışımızda bunlar gibi onlarca, yüzlerce örnek varken, daha tam bir iyileÅŸtirme getiremeyecek olan bir vakıflar yasasına karşı bile tepki gösterebilen, bahaneler bulabilen, mütekabiliyet zırvalığının arkasına gizlenerek her fırsatta Batı Trakya'daki azınlığı emellerine alet eden insanlarla nasıl ve nereye gideceÄŸiz, sorarım? Türban çaÄŸdışıdır derken, baÅŸka çaÄŸdaÅŸlıkları, çaÄŸdaÅŸlıktan öte, insan haklarıyla ilgili birtakım gerçekleri unutanlarla nereye gideceÄŸiz? Kendilerini sol olarak görmüÅŸ insanların gayrimüslim azınlığı hiçe sayarcasına hareket ederken, İslamcı olarak adlandırılanların gayrimüslimler adına öyle ya da böyle olumlu atılımlar yapar görünümüne geliÅŸidir ÅŸu anki durum.

These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
You can Bir şeyler söyle, or trackback from your own site. RSS 2.0

2 yorum

  1. nevzat demiÅŸ ki:

    Her ÅŸey planlı programlı yapıyolar da , aklıselim, dürüst, “insan” insanlar da o böyle oldu ÅŸu şöyle bitti diyor da sonunda hiçbir ÅŸey deÄŸiÅŸmiyo ya, bundandır benim haberler izlemem, gazete okumamam, bundandır Irak’a girdikten 1 gün sonra haberdar olmam. Bu yolu bilerek seçtim; ki hücrelerimin 3. boyutu adolf’u papa smurf gibi göstermesin.

    February 22nd, 2008 at 9:44 pm

  2. Barış demiş ki:

    Büyükşehir çalışıyor ama Nevzat. Öyle deme! Ayrıca yorumlarda gösterdiğin eforu, normal yazılarda da göstermeni diliyorum.

    February 24th, 2008 at 4:59 am

Leave a comment