Bir nevi kendi olmayandan uzak kalarak kendini sevmek, onu sevmemek
İnsanın kendini kalabalık içerisinde daha iyi farkedeceğini ve tartabileceğine inanıyorum. Etrafındaki, yakınındaki şeylerle kendini karşılaştırıp kendince doğru olan şeyleri daha net farkedebilir. Dışardan bakmanın çoğu zaman bir şeyleri anlamak için doğru yol olmadığını düşünüyorum yani. Mainstream’den de kaçmamak gerekiyor haliyle. Mainstream olmayan, benzer olgular ile iç içe geçmiş zevkler ve tavırlar bir kişinin karakteristik özellliklerinden olabilir fakat bunun keyfini sadece olmadığın şeylerden uzak kalarak, kaçarak yaşamak da mümkün değildir. Kendi farklılığını keşfetme çabasıyla, ‘çok’ olandan kaçmak, uzak kalıp onu sadece kişinin kendisini uzak tutabilmesini bir başarı kılıp o ‘çok’ olanı düşük görmek çok sağlıklı bir davranış olamaz. Bazı gerçekler vardır ve bu gerçeklerden uzak kalındığında, insan kendi içerisinde bir kurgu yaratır. Bu kurgu ile öylesine yakınlaşır ve bu kurguyu öyle bir içselleştirir ki, aslında içinden çıkılmaz bir kısır döngü yarattığının farkında olamaz artık. Sadece o kurgu ve o kurgu ile alakalı şeyler güzelmiş gibi gelir. Belki gerçekten de güzeldir fakat bunun güzelliğini sadece kendisini mutlu kılma adına kendisi yaratmıştır. Bir nevi oyundur. Bu oyun daha sonra kişinin yaşamında daha da büyük roller oynar. Benzer oyunlar ile yine kendi mastürbasyonunu yapan insanlar bir şekilde bir araya gelir, yakınlık sağlar. Ama aslında her birinin olayı sadece kendisiyledir. Yani ortak olan şey pek ortak değildir, sadece mutlu olmaya olan yönelim şekli benzerdir. Bu kimi zaman belli bir müzik türüne odaklanmak ile olur, kimi zaman belli bir yönetmenin filmlerine kapılmak ile… Kendini diğer milyonlarca şeyden uzak tuttuğunda yalnız ama sahiplenebildiği bir şeyin olmasının faydasıyla bu yalnızlığın farkında olmayan biri olur çıkar insan. İhtiyacı olanının da bu olduğunu düşünür bir süre sonra. Bu bence biraz yenilikten korkmaktır. Değişmekten korkmaktır. Daha doğrusu değişimin kendi kontrolünden bağımsız olmasından kaçarken, kendi iç dünyalarında yarattıkları ritim, aslında başlı başına yeni bir kontrolsüzlük getirir. Çünkü kendini dış dünya ile tartamayacağından, kendini kontrol etme mekanizmasını kullanamaz. Nereye sürükleneceği belli olmaz.
Comments are closed!



