March 8th, 2009

Huh

Kategorisi Diğer Yazar: Barış

Boşluk içinde olmak hiç çekilemeyen bir şey. İnsanın içindeki şevk bir yerlere gidiyor, onu bulabilmek gittikçe zorlaşıyor. Şevkin gitmesi, insanın kendisini, o içinde bulunduğu durumdan çekip çıkarması için yeterli çaba göstermesini de zorlaştırabiliyor. İnsan içinde bir sis bulutu olduğunu görüyor ama o sis arkasına geçemiyor. Belki birçok şeyi hazır, hap halinde yutmalık elde ettiğimizden dolayı bu güçsüzlük daha da çok işliyor insanın içine. Mala bağlamışlığın ne olduğu bizzat yerinden öğreniliyor. Günler, haftalar, aylar bir kıvılcımı beklerken geçip gidiyor. Daha kötü olan ise, o geçen zamanların farkında olmak.

İnsan daha basit, daha aptal, daha az düşünen ve düşündüğünde daha direkt düşünebilen, çok fazla getirisi nedir-götürüsü ne olur hesabı yapmayan biri olduğunda daha çok mutlu olabiliyor. Çünkü yapması gereken şeyleri basitleşitirdiğinden ve sorgulamasını azalttığından dolayı mutlu olabildiği şeylerin hayatındaki diğer gelişmelere göre oranı oldukça fazlalaşıyor. Öte yandan bazı insanlar ilk izlenime göre değerlendirilse, sanki mutsuz olmak için yaşıyormuş gibi duruyor. Çok fazla sorgulamalar, çok fazla önemsemeler derken kafa allak bullak oluyor. Bir şeyleri dürtmeden rahat duramıyor kafa. Ee, insan da genelde kendini mutlu edebilen şeyleri değil de, diğer şeyleri dürter, eller, bu neymiş, bu neden böyleymiş diye eşeler durur günlük hayatını. Bu bana kalırsa fazla odaklanmadan kaynaklı, odaklanamama sorunu ile sonuçlanabiliyor. Hayatın birçok zaman berbat olduğu gerçeği yadsınamaz. Ama bana kalırsa, insan zekası, eğer topluma, ona, buna bir çeşit fayda sağlayamayacaksa, bir süre sonra bir miktar boşvermişliği hakeden bir şeydir. Çok az şeyin bile mükemmel olmasının imkansıza yakın olduğu bir durumda, insanı rahat, sakin ve “sadece belli bazı açılardan” mutlu kılabilmenin yolu bir şekilde dış faktörlerden uzaklaşıyor, kişinin kendi kendisine bakabilmesiyle orantılı hale geliyor. Kendine bakabilmesinden kastım, iyi beslenmesi, spor yapması falan değil. Kendini mutsuz, huzursuz yapan şeyleri iyi analiz edebilmesiyle alakalı. Bu analiz dahilinde dış faktörleri görmek en kolay şeydir. Zor olan kendi içini görebilmek sanırım.

Kendi içini, o içindeki sisin arkasını görebilmek, insanın hayatında en çok istediği şeylerden bile olabiliyor. Oldukça acı bir durumdur bu. Sadece ümit ederek geçiyor günler.

Not: Amma saçma bir yazı oldu ya...

Baby my head’s full of wishes
Baby my head’s full of pictures
Baby my head’s full of colors

G 500 – Pictures

You can Bir şeyler söyle, or trackback from your own site. RSS 2.0

Leave a comment