March 10th, 2009

To do list

Kategorisi Diğer Yazar: Utku

Bir filmin, bir şarkının, bir hikayenin, vb.  keşfi ne kadar tekil ve kendine özgü bir duygu ise, bunları başkalaştırmadan, kenarını köşesini bükmeden, ucunu bucağını değiştirmeden yaşayabilmek de o kadar ferah ve serinletici bir histir bünyelerimiz için. Çoğu keşifler tesadüfi olsa da, bunların keşfedilme olasılığı sadece tesadüf ile açıklanamaz. Bunların her biri aslında kişinin kendisi için çizdiği yoldaki uğraklarıdır.

Hiç hazzetmediğim şeylerden biri, yıllardır orada duran bir filmin, bir şarkının, vb. “to do list” sığlığında tavsiye edilmesi, hatta tavsiyenin de üzerinde dikte ettirilmeye çalışılarak özünden koparılması ve bu yolla da eserin tüketilerek disipline edilmesi arayışlarıdır. Defalarca bu blog’da yerden yere vurduğum “kıymet bilmez” yeni neslin bu hazzetmediğim şeyi sürekli yaptığına tanık olmaktayım.

Bu çocuklara kalıpların dikte ettirilmiş olması, onlara kalıplara uymayan herşeyi terbiye etme, üzerinde yapay bir hakimiyet sağlama ve nihai olarak da kendi kafasındaki kalıba uydurarak içini boşaltmaya yöneltiyor maalesef. Bahsi geçen ritüel, eserlerin ezberlenerek hafızaya  depolanması, kendince hayatındaki önemli bir an ile ilişkilendirilerek sözde-kişiselleştirilmesi ve en nihayetinde kendisinden daha iyi bir anlamın çıkarılamayacağı kanısıyla tepeden bakan bir tavırla üçüncü kişilere dikte ettirilmesi ile gerçekleştirilir. İşin en sinir bozucu yanı da bu arkadaşların tüm bunları yaparken -yüksek sesle söylemeseler ya da inkar etseler de – entellektüel bir paylaşım yaptıklarını düşünmeleri ile kendi değerlerine değer katma, gereksiz ve temelsiz olan içi boş özgüvenlerini her seferinde yeniden tesis etme arayışlarıdır.

Zaten bir iki yazımla bu blog’un huysuz ihtiyarı olmuşum çıkmışım, şimdi bütün bunları neden yazıyorum diye kendime sordum ve cevabı yine kendim verdim. Tavsiye örtüsü altında şişirilmiş özgüven tazelemelerine karnım tok! İlk cümlede de belirttiğim gibi kenarını köşesini bükmeden, gereksiz anlamları eserlere eklemlemeden bunları okumak, izlemek ve dinlemek varken ucuz self-marketing’e ne gerek var? Bunları cafcaflı giysiler gibi üzerine giymeye çalışıp niye deforme ediyosun be güzel kardeşim?

Comments are currently closed, but you can trackback from your own site. RSS 2.0

Comments are closed!