Yemek sevmek

Yemekleri, değişik lezzetleri sevmek, gerçekten sevmek, sevebilmek harika bir duygu. Güzel bir pilav size sevgiliniz gibi trip atmaz. Ya lapa gibidir, ya tane tane, ya da biraz kuru. Lapaysa, kuruysa, gidip yoğurt, kalmış et-tavuk suyu vb. eklersin, yersin. Tane tane ise lafa gerek yok zaten. O öyle durur sadece. Sen kendi kafana göre takılırsın, nasıl hissediyorsan onu yaparsın ve kafan rahat olur sonuçta. Önünde gördüğü değişik malzemeler ile nasıl bir şey yapacağını düşünen insanın sorunu, sorunların en güzellerinden biridir. Kendiyle başbaşa kalmanın verdiği rahatlatlık, sonucunda lezzetli olmasının umulduğu yemeğin verdiği heyecan, pişirme-hazırlama sürecinde, bazen saatler sürse bile, insanın başka salak saçma şeyleri unutup sadece o yemeğe odaklanabilme gücü… Kıpkırmızı çeri dometesini bıçakla keserken çof diye patlayarak etrafa sıçraması, patatesleri ezerken ki “aman pütür kalmasın mükemmeliyetçiliği”, enfes bir peynirin yanında yudumlanan kırmızı şarabın ağızda bıraktığı hafif tuzlu-mayhoş tat, güzel pişmiş bir levreği yerken gözlerin kocaman açılarak sadece o balığa ve kılçıklarına odaklanılması… Evde yemek pişirmek ve yemek, bence insanın kendi evi-mutfağı olması için yeterli nedenlerin en başlıcalarındandır. O evde dırdırı buzdolabındaki trakya eski kaşarı, ezine koyun peyniri yapmayacaktır.


