Chianti Sisede Durdugu Gibi Durmaz

Sevgili kuzenin ‘Huh” baslikli yazisinin benim kalemimden bir nevi devamidir bu yazi. Bosluk icinde olmak gercekten de cekilemeyen bir sey. Ozellikle de o bosluk is guc olmama halinden cok zihinsel bir bosluksa. Kanimi emen “corporate” ortamlarin her gecen gun beni bana bile yabancilastirdigini sadece izlemekle yetiniyorum bir suredir. Bu oyle boktan bir yabancilasma hali ki, bizi biz yapan her seye bile gecici olarak da olsa sirt cevirtebiliyor. Cift kimlikli, cift kisilikli bir ucubeye donustugumuzden, kotu ikizimizin kabugunu kirmak da gun gectikce zorlasiyor ve ona teslim oluyoruz. Hayatta kalabilmek ve gercek kimligimizi yasatabilmek icin tum bunlara katlandigimiz yonunde telkinlerle gunlerimizi geciriyor, dogamiz geregi de ‘needy’ varliklar oldugumuzdan siktiri cekip her seyi arkamizda birakamiyoruz. Bir noktadan sonra da “Bizimkiler”deki rahmetli dayi misali alti dolmayacak “Eniste bir is var’ durumlari olusuyor. Hayata dair ici bos projelerle gunlerimizi doldurup zihinsel masturbasyon seanslarina istirak ediyor, etrafimizda istedigi gibi yasadigini dusundugumuz insanlara gipta ederek kisitli zamanimizi tuketiyoruz. “Tuketiyoruz” joker olarak kullanilabilir tasvir edilen durumda. Etrafimizi sarmalayan bu yapilar tam da bunu yapmamizi istiyor cunku, biz de onlara itaat ediyoruz. Cobanini arayan koyunlar, liderini arayan sigir milletim misali, kuzenin deyimiyle “Mala bağlamışlığın ne olduğu bizzat yerinden öğreniliyor. Günler, haftalar, aylar bir kıvılcımı beklerken geçip gidiyor.” Gecenin bu saaatinde alinti yapmis olmam yaziyi doldurma ihtiyacindan degil, basta da ifade ettigim gibi “Huh’” cizgisini izleyerek onu kendi bicimime sokma arayisimdan kaynaklaniyor. Umuyorum ki tatar kurator (tatar editor mu demeliyim) de bu feryadimi duyacak ve bu yaziya yaziyla karsilik vererek bir bozukplak ritueli olusmasinda kendi payina duseni fazlasiyla yapacaktir.
Bilgisayarimda turkce karakterlerin olmayisi gibi bir handikap yasadigimi da ayrica belirtmeliyim ki yeni bir paragraf acayim. Cok fazla kisi olmadiginiza inanmanin otesinde bildigim siz sevgili okurlarin ve seyrek yazarlarin da bu duruma anlayis gosterecegini umit ederek yaziya ismini veren “Chianti”mden bir yudum daha aliyor ve “mala baglamanin” da bir sonu olduguna inanmak istiyorum.
Her ne kadar Burroughs’un cut-up’lari gibi olmasa da, simdi uydurdugum yazi arasi cut-up’la (!) soluklanmis olmamiz ya da olmam yukarida cizdigim karanlik ama estetik olmayan o tablodan beni kurtarmiyor maalesef. Ne diyelim? Devami gelecek. Once su siseyi devirmeli!



Elmira demiş ki:
Cemil’e bağladım, yorgunum hancı.
November 30th, 2009 at 10:21 pm
Utku demiş ki:
oo elmira da gelmis ki kendisini bir turlu buraya akredite edemedik. ne guzel olmaz miydi hep birlikte, kardesler bir arada? one girl in the band durumu cok guzel ama ister bu gonul bir trio, quartet ya da quintet olusturmak ufak da olsa. boyle de devrik cumleler yazarak cok yakinda bozukplak simalarinda salinacagimin mesajini veririm. bilmem anlatabildim mi elmos?
baris
utkunun evinden, chivas regal yudumlarken.
December 2nd, 2009 at 12:29 am