robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot human robot iyummeyn.
The Killers’in 3. studyo albumu “Day&Age” in ilk single’i “Human”in orjinal videosu. Parçanın yorumunu yapmıyorum ama videosu album tanıtımından başka birşey degil bence.
Jeremy Down. Bu arkadaşa nasıl, ne zaman rastladım hatırlamıyorum. Fakat nasıl olduysa yer imlerine eklemişim. Tahminimce, albumunun çıkmasını bekliyordum. Bugün öylesine ortalığı karıştırırken sitesine yönlendim. En son girdiğim gibi.. “memory trigger” adlı albumu hala çıkmamış. 2005 yılında iki arkadaşıyla ne yaptıysa aynen öyle duruyor. Neyse, gelelim asıl söyleyeceklerime:
Jeremy Down, kendisinin dediği gibi hayatını iki farklı dala ayırmış: resim ve müzik. Bizi ilgilendiren tarafı müzik. Resimden de anlaşılacağı gibi sakin, hayatla alıp veremediği olmayan, bir sandal bir kürek bir de göl olsun t-shirt’um olmasa da olur diyebilen bir beyefendi kendisi. Yaptığı müzik de aynen böyle. Ben genel olarak “renegade” ve “solarG8″ parçasını öneriyorum. Diğerleri beğeninize kalmış. Albumu çıksa da empiüçlere ulasak mı diyelim? Bilmem.
How I Met Your Mother‘in dördüncü sezonu birçok kişi için biraz yavan başladı dersem yanlış etmem. Ancak sezonun dördüncü ve beşinci bölümleri ile eski havayı tekrardan yakalıyor bizim brolar. Her neyse… Bayağıdır yeni müzikler bulamıyor, yakalayamıyor, dinleyemiyordum. Bilgisayarımda bir problem vardı ve pek fazla bir şey indiremiyordum. Geçen gün sorunu çözebildim ve jayryan strikes back again. Bu açlığımı giderme arzusuyla radarları açmışken, How I Met Your Mother’in son bölümü yardımıma koştu sağolsun. Bölümün sonunda çalan şarkıydı dikkatimi çeken. Benji Hughes isimli, bira sever, amerikan roadtrip kaçkını kılıklı tipine rağmen sesiyle Elliott Smith havası verdiği Waiting For An Invitation şarkısıyla dikkatimi çeken bir şahıstan haberdar oldum gene bir dizi sayesinde. Hani goygoy dersin, başka şey dersin falan ama bu amerikan dizileri güzel be kardeşim. Senarya goygoy olsa müzik güzel oluyor, müzik kötü olsa senaryo güzel oluyor. Bazen her ikisi de güzel oluyor ve bayağı bir hoş oluyor haliyle. Şimdi önce bu Waiting For An Invitation şarkısına kulak verelim: link
Haliyle merak edip neyin nesiymiş, diğer şarkıları nasılmış diyerekten açtık önce Discogs‘u, Benji Hughes yazıp enterladık. Gördük ki kendisi daha ilk albümünü bu sene çıkarmış. İsmi A Love Extreme. Ama ilk albüm diyip geçmeyelim, double album yapmış; daha ilk albümde iki cd birden kim dinler dememiş. Yukarıda da dediğim gibi, abinin tipe bakınca Born to be wild vari şeyler canlansa da kafada, şarkıları ters köşeye yatırıyor insanı. Waiting for an Invitation şarkısı dışında herhangi bir E. Smith havası bulamasam da, adamın bayağı bir catchy havası var. Az biraz Beck-Flaming Lips-Patrick Wolf karışımı bir şey. Synth ile bolca renklendirilmiş, drum machine ile ritimlendirilmiş birçok eğlenceli şarkıya sahip bir albüm olmuş A Love Extreme. Bir yerlerde patlama yapıp yapmadığını bilmiyorum ama goygoyla karışık sadri alışık, güzel şarkıları yok değil. Neighbor Down The Hall, Where Do Old Lovers Go?, All You’ve Got To Do Is Fall In Love With Me, Even If, Vibe So Hot, I Went With Some Friends To See The Flaming Lips en çok hoşuma giden şarkılar şimdilik.
Belki bir-iki haftaya sıkılırım, belki daha da severim, bilinmez… Ama hiç yoktan bozukplak’a hareket gelsin istedim.
Hiç yeni müzik dinlemiyorum. Bir ara sürekli grup araştırması yapardım, Barış bilir, puffy pillow bunny strawberry pop icecream sugar baby kelimelerini içinde bulunduran tüm grupları, grup üyeleri hello kittyli not defterlerine sahip olan orta okul öğrencileri bile olsa, ki öyle bişiy yok hepsi eski metalci, sonradan twee pop albümleri çıkararak mutlu olduklarını görmek hoşuma giderdi ve dinlerdim çünkü insanları çok seviyorum ve mutlu olmalarını görmek en çok sevdiğim şey. Şarkı sözlerinden müzik blogları açardım ve tüm sevenlerime armağan ederdim beni daha çok sevsinler diye insanlarla paylaşırdım mutlu olurduk hepimiz çünkü içimde engel olamadığım bir müzik ve insan sevgisi var…
…dı. Ama bitti şimdi. Şu anda yepyeni bir bağımlılık geliştirdim. sürekli film ekliyorum torrente. Benden daha özenle araştırma yapıp sırada 263 filmden fazla film olan varsa arşivlerimizi karşılaştırabiliriz. Benim arşivimde daha fazla sıkıcı film olduğuna bahse de girerim. Görüldüğü gibi yazıcak hiçbişeyim yok bilmediğiniz ya da ilgi çekebilcek, o yüzden bu blogu da kimsenin okumadığına dair garanti aldığım için burda boşluk doldurmaya ve sürekli barış kendi yazıyor diye gözükmek istemediği için devrik cümlelerimle bilgisayar ekranımıza konuk olmaya karar verdim. Hepinize iyi günler dilerim.
Kadane kardeşlerin abartıya kaçmadan söylemek gerekirse eşsiz tınılarının son noktası olan The New Year, önümüzdeki ay üçüncü albümlerini çıkartacak.
Bedhead’deki yalınlığı, gürültüsüz ve gürültülü dinginliği ne iyidir ki The New Year ile de dinleyebildiğim için Bubba Kadane, Matt Kadane ve arkadaşlarına olan sevgim bambaşkadır. Hangi ruh halimde olursam olayım, benim kafamdaki sıkıntıları unutturan, bambaşka düşüncelere, hayallere sevk eden bu adamlar, önümüzdeki albümlerine grubun kendi ismini vermeyi layık gördüler. Great Expectations, Simple Life, Half A Day, Disease, Sinking Ship, The Present, Left Behind, What’s Missing, Lepiodoptera, … Bedhead ve The New Year’ın her bir şarkısı başka güzel gelir bana. The New Year albümünden ilk single, The Company I Can Get de yeni albümün önceki güzel şarkılara yenilerinin ekleneceğinin sinyalini vermekte… tıkla
Buralarda havalar rüzgarlı Gökhan. Başlamanın vakti geldi de geçiyor bile.
Ida Maria, gruba adını veren Norveçli bayan vokal ve Johannes Lindberg bass, Olle Lundin drums, Stefan Törnby lead guitar eşliğinde kuzeyli bir grup. Norveç gırtlağının indie rock’n'roll ya da pop punk diyebileceğimiz, demesek de birşey kaybetmeyeceğimiz seslerini eminim ki çok beğeneceksiniz.
‘I Like You So Much Better When You’re Naked’ grubun son single’ı ve videosu. Diğer parçalara ve gitmek isterseniz Norveç-İngiltere arasındaki programına buradan bakalabilirsiniz.
Video burada. (sorun cıktıgı icin siteden kaldırdım, linki takip ediniz lutfen)
Unutmadan ekleyeyim. En ustteki resimde Ida nin sol kolundakiler dovme degil, akşamdan kalan setlist.
MTVExit ve Radiohead İnsan Ticaretiyle Mücadele konusunda toplumu bilinçlendirmek için ortak adım atıp In Rainbows albümünün All I Need parçasına video klip hazırladılar. Sonuna kadar izleyin.
Zat-ı muhterem hanımefendi Türkiye ülke sınırları içerisinde Fayrouz markalı içecek ile tanındı. Daha doğrusu o güzel parçası “Eyes are at the billions” tanındı. Arayıp da bulamayanlara burada sunulur.
Ayrica yukardaki görseli Andrew Bird konseri oncesinde Brandon Cirillo adlı vatandaş çekmiştir. Sevgiler.
Biliyorum, biliyorum, Simpsons da güzel, Family Guy da gerçekten çok eğlenceli, pfam mfah mis gibi 22,5 dakika kafamı dağıtıyo, severek izliyorum hakikaten. Ama bir noktada da pfah ile gnahahaskktr arasındaki farkı ayırdetmek gerekmekte. Pfah tepkisini hızlı tüketim malına verirsin, o 22,5 dk bittiğinde de kumandanın tuşuna basarsın bambaşka bir dünya doldurur evini odanı, nerde izliyosan artık. Ama izlediğin bir şey sana gnahahaskktr dedirtebiliyosa o zaman onu yapana da, çizene de, seslendireni de küfrede küfrede pazara gidersin. Götürür seni. İşte South Park böyle bir saçma sapanlık abidesi. Adamlar her bölümde öyle bir olguyu o kadar komik, akıllıca ve eğlenceli ele alıyolar ki ya yeter be diyesin, Trey’in annesi kötü kadınmış diye söylenti çıkarasın geliyor. İşte yine böyle hissettiren anlardan birinin sebebi 1110 – Imaginationland bölümü için yaptıkları -daha doğrusu remix ettikleri- bir şarkıydı. Şarkının süresi 44 saniye. Lakin o 44 saniye süresince aklında olan tek şey albümü acilen satın alma (kasten download yazmadım böyle bi albüm olsa seçkin müzik marketlerde aranır ve bulunur) isteği. Bierko – Entering The Gas Company ve Aaje Nachle – The Chase Begins’in bir karışımı. Şahsen Bierko versiyonunu dinlemedim, dinlediysem de hatırlamıyorum, Aaje Nachle’ninkinden de esinlenilmiş besbelli. Telif hakları meselesi yüzünden remix yapılmış (Trey’le Matt bunu hep yapıyor) ama orijinalinden daha güzel olmuş meret. Başladın mı bırakamıyosun. Şimdi izninizle now suck on this demek istiyorum.
Gerçekten de nefis. Annem “oy atıcam ama telefonu beceremiyorum” derken dikkat edip dinlemiştim geçen pazar. Kerem sağolsun videosunu da bulduk. Büyük ihtimalle albümünü de alırım çıkınca.
Gus ve Fin ukulele çalarak Blitzkrieg Bop söylüyor. Çok eğlendim açıkçası. Canlı The Ramones performansı için buradan lütfen. Ayrıca aşağıda Rob Zombie cover’ını da dinleyebilirsiniz. Hepiciği birbirinden güzel efendim.
Mourah’ı STR8 reklamlarındaki J.Butterfly parçasıyla tanıdı çoğumuz. 2003 yılında çıkardığı From One Human Being To Another albümü Electro, Down-tempo ve Drum & Bass tadında diyebiliriz. İlla benzetmek gerekirse Massive Attack, Smoke City, Bonobo ve Lamp ile aynı daire içinde sayabiliriz. Albümde 11 parça var. Biz burada üç tanesini sizlere takdim ediyoruz.
Ayrıca 2005 yılı çıkışlı New Versions EP’sinde çoğu parçayı Portekiz ve İsveçli yorumculardan dinleme şansınız var. Her iki albüm de Itunes gibi online müzik marketlerde mevcut.
Yakın zamanda yola çıkacaksanız mp3 playeriniza atmaniz gereken Mourah parçaları;
Erken 1960′larda kurulan İngiliz pop/rock öncüleri. Adları The Beatles, The Rolling Stones ve The Who gibi gruplarla anılan eski topraklar diyebiliriz onlara. You Really Got Me, Lola ve Waterloo Sunset bilinen parçalar arasında. Bugün sizlere daha nadir ve güzel iki parçayı yazı bitiminde sunucağız. Kendilerini daha fazla tanımak için bu unofficial siteden yararlanabilirsiniz. Bitti.
Biliyor muydunuz notu: 90larin sonunda Ray Davies’in Yo La Tengo ile beraber çalıştığını, Damon Albarn’in bir Ray Davies hayranı olduğunu ve yine Ray’in The Pretenders lideri Chrissie Hynde‘den 1983 yılında bir kız çocuğu sahip olduğunu…